Saglıklı Yasam

Sağlıklı yaşam Kalitenizi Artırın, Sağlık ve Sağlıklı Yaşam Sizinde Hakkınız

Hoş Geldiniz

Hoş Geldiniz... Saglıklı Yaşam Ekibi Olrak Sizlere Buralarda Saglıklı Bilgiler Vererek Siz Sevgili Zİyaretçilerimizi Saglık Konusunda ELimizden Geldigi Kadar Bilgi Vermeye Çalışacagız Umarım Bu Bilgiler Sizlerin İşinize Yarar

Merhaba

Hoş Geldiniz... Saglıklı Yaşam Ekibi Olrak Sizlere Buralarda Saglıklı Bilgiler Vererek Siz Sevgili Zİyaretçilerimizi Saglık Konusunda ELimizden Geldigi Kadar Bilgi Vermeye Çalışacagız Umarım Bu Bilgiler Sizlerin İşinize Yarar

Reklam

Arkadaş

Sağlıklı yaşamın püf noktaları


Sağlıklı yaşamın en önemli unsurunun her fırsatta aktivitede bulunmak olduğunu belirten uzmanlar, bununla birlikte sağlıklı beslenmeyi öneriyor. Boludaki İzzet Baysal Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi Diyetisyeni Hülya Erem, sağlıklı yaşamın için tavsiyelerde bulunurken, Telefonla konuşurken ayakta durun.

Televizyon izlerken ütü yapın. Aracınızı süpermarketin otoparkının en uzak köşesine park edin\ dedi.


Basit fiziksel aktivitelerle kalp hastalığı, inme, diyabet ve osteoporoz gibi ciddi sağlık sorunlarının gelişme riskinin azaltılabileceğini belirten Diyetisyen Erem, hareketsiz yaşamdan kurtulmak için şu öğütlerde bulundu.

Altın öğütler

* Ayakta durarak veya yürüyerek daha fazla zaman geçirin.

* Ev veya bahçe işlerine daha çok zaman ayırın.

* Telefonda konuşurken ayakta durun.

* Her gün yarım saat daha az televizyon izleyin.

* Televizyon izlerken ütü yapın.

* Kısa mesafelerde araba kullanmayın.

* Arabanızı alışveriş yapacağınız süper marketin otoparkının en uzak köşesine park edin.

* Merdivenleri birkaç kalori daha yakma fırsatı olarak görün.

* Ev işi yaparken kendinizi daha canlı hissetmeniz için, hareketli müzikler dinleyin.

* Çocuklarla oynarken daha aktif olun.

* Arkadaşlarınızla yemek-içme dışında, çeşitli aktiviteler için de bir araya gelin.

* Sizi aktif kılacak yeni bir hobi edinin.

* Aktiviteyi bir görev olarak değil, kendinizi rahatlatmak için bir fırsat olarak görün.

Diyetisyen Erem, formda kalmak için atılacak bir sonraki adımın ise, düzenli yürüyüş, bisiklet gezisi, dans ve yüzme gibi sporlar yapmak olduğunu söyledi.


4 harekette güzel göğüsler


Çok sık kilo alıp vermekten ya da spor yapmamaktan göğüsler sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Göğüslerin zaman geçtikçe formlarını kaybettikleri ve bu durumun, özellikle vücut görünümüne çok önem verenler için, oldukça sıkıcı olduğu kesin.


Aslında vücut şeklimiz günlük yaşantımıza bağlı olarak belirleniyor. Çok sık kilo alıp vermekten, yanlış egzersizlerden ya da spor yapmamaktan dolayı, kimi kişilerde göğüsler erkenden sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor.


Bu kişiler çoğunlukla dolgulu sutyen kullanmadan bir şey giyemez, hiçbir kıyafeti kendilerine yakıştıramaz oluyor... Eğer siz de, bu tür problemlerle karşı karşıysanız Coliseum Spor Merkezi nde Fitness eğitmenliği yapan Elif Hotaman ın önerdiği hareketlerle bu durumu biraz da olsa düzeltebilirsiniz.. Eğer hala bu tür sorunlarla karşılaşmadıysanız da bunu mümkün olduğunca geciktirebilir, bu egzersilerle göğüslerinizin formunu uzun yıllar koruyabilirsiniz.

Şınav çekin
Şekildeki gibi elleriniz ve dizlerinizin üzerinde durun. Dirsekleriniz yana doğru bakmalı. Kollarınızı dirseklerinizden büküp aşağı yukarı doğru inip çıkarak şınav çekin. Bu hareketi 12 kez tekrarlayın. Hareketler sırasında düzenli olarak nefes alıp vermeyi unutmayın. Bu hareketle göğüs ve arka kol kaslarını çalıştırmış olacaksınız. Bunun dışında ön omuz kaslarınız da aktif hale gelecek. Şınav, özellikle kuvvetsiz olanlar ve yeni başlayanlar için oldukça iyi bir başlangıç hareketi aynı zamanda...

Daire çizin
Yere dümdüz, sırtüstü uzanın. Bacaklarınız dizlerinizden bükük şekilde dursun. İki elinize dambıl ya da 1 er litrelik su şişeleri alın. Şimdi dambıl fly hareketini yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun için, Kollarınız gergin bir şekildeyken havada yukarıdan aşağıya büyük daireler çizin. 12 kez tekrarlayacağınız bu hareket göğsünüzün tam açılmasını sağlıyor ve sarkmaları önlüyor.

Açıp kapayın
Yerde, dizlerinizin üzerinde durun. Gövdeniz mümkün olduğunca dik olsun. Ellerinize yine ağırlıklar alın ve kollarınızı dirseklerden bükük şekilde ortada birleştirin. İki kolunuzu da yanlara doğru açın. Ardından ilk pozisyonunuza dönün. Bu açıp kapama hareketini aynı şekilde 12 kez tekrarlayın.

Ve biraz zorlanın
Son egzersizimiz tam şınav çekme. Kollar tamamen gergin olsun. Tüm vücut ağırlığınız kollarınızın üzerinde. Yine düzenli nefes alış verişine dikkat ederek şınav çekin. Fakat karnınızın yere değmemesine dikkat etmelisiniz. Bunun için 4 -5 cm. bir alçalma yapmanız yeterli. Başta zorlansanızda 12 kez yapmayı ihmal etmeyin. Bu sayıyı gün geçtikçe daha da artırabilirsiniz. Bu hareketin tüm göğüs kaslarınızın çalışmasını sağladığını da ekleyelim.

Uyku şeklinden kişilik analizi


Uyku üzerine araştırma ve analizler yapan uzmanlara göre, 6 ortak uyku pozisyonu ile farklı kişilikler ilişkili... Uzmanlara göre, 6 ortak uyku pozisyonu, insanların kişiliklerini yansıtıyor. Yatış pozisyonu uykuya dalma ve sağlıklı uyku üzerinde oldukça etkili İşte uyurken yatış pozisyonunuzun anlamları.

Fetus/ Cenin yatışı
Cenin şeklinde yani anne karnındaymış gibi kıvrılarak yatmak, dışa dönük ancak duygusal, hassas bir kalbe sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tür kişiler birisiyle ilk buluşmalarında utangaç olabilir ancak kısa sürede rahatlarlar.


Araştırmalarda 1000 kişiden 41i bu şekilde uyuduğu belirlenmiş. Kadınların erkeklerden 2 kat daha fazla bu poziyonda uyuduğu da tespit edilen diğer bir bulgu..

Kollar yanda dik yatış
Çoğu kişi kollarını her iki tarafa sarkıtıp dik şekilde uyuyamaz. Bu şekilde uyuyunlar rahat, kalabalığa alışkın, yabancılara güvenen, sosyal insanlardır.. Buna rağmen, bazen kolay aldanabilirler..

Yaşlı duruşunda yatış
Her iki kolunu kıvırarak ellerini yastığın yanına veya omuz hizasına koyan kişiler doğal insanlardır. Şüpheci, kuşkucu, iyiliğe şüpheyle bakan özellikler taşıyabilirler. Düşünceleri zor veya yavaş değişir. Bir karar aldıklarında, bunu değiştirmekten hiç çok hoşlanmazlar.

Asker yatışı
Kollar vücudun yanlarında rahat bırakılmış yüz yukarı şekilde, sadece baş sağa sola dönecek şekilde yatanlar, sakin, sessiz, vakur, ağzı sıkı kişilerdir. Gereksiz yere konuşanlardan, ortalığı velveleye veren insanlardan hoşlanmazlar. Kendilerini diğer kişilerden yüksek olarak konumlandırırlar.

Yüzü koyun serbest düşüş yatış
Yüzü koyun yani bacaklarınız aralık ve düz, kollar baş hizasında yastığın üzerinde olacak şekilde, başını sağa-sola çevirerek yatanlar, topluluk, sürü halinde yaşamayı sever. Başkalarından çok kendilerini önemserler.. Bunun yanında sinirli, huzursuz ve içli, kolay incinen kişilerdir. Eleştirilmeyi veya uç durumları sevmezler.

Deniz yıldızı yatışı
Yüz yukarı, kollar başın her iki yanına yastığa konulmuş açık, bacakları sağa ve sola açık biçimde yatanlar iyi arkadaş olurlar. Bu tür kişiler her zaman başkalarını dinlemeye hazırdır ve yardım istediğinizde yardımcı olurlar. Genellikle ilgi odağı olmaktan hoşlanmazlar.

Hangi pozisyon sağlıklı
Sağlık açısından yüzü koyun yatmak sindirimi durdurur, deniz yıldızı ve asker pozisyonlarında horlama ile sıkça karşılaşılır, kötü uyunmasına neden olur. Midenin baskılanmadığı, kolay nefes alınan düz bir yatış gece boyunca sağlıklıdır. Rahat uyku sağlar, horlamayı azaltır.

Uyuyan kişiler nasıl yattığının farkında olmadığı için, bu şekilde yattıklarında bile çok iyi yku uyumaları her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür araştırmalarda ayrıca, çoğu insanın uyku pozisyonunu değiştirmekten hoşlanmadığını da ortaya koyuyor. Buna göre insanların sadece yüzde 5i her gece farklı bir pozisyonda uyuduğunu belirtiyor.

Empati nasıl kuruluyor


Uzmanlar bazı insanların çok güçlü empati duyguları nedeniyle diğer insanların acısını gerçekten hissedebildiğini söylüyor. İnsanlar Acını paylaşıyorum dediğinde bunu genellikle lafın gelişi söyler, ancak İngiliz uzmanlar bazı insanların çok güçlü empati duyguları nedeniyle diğer insanların acısını gerçekten hissedebildiğini söylüyor.

Dokunmak önemli
Londra College Üniversitesi den uzmanlar, karşısındakine dokunulduğunu görmenin, beynin aynı bölümünü harekete geçirerek kendi bedenine dokunulmuş gibi hissedilmesine yol açtığını söylüyor.

Bu bağlantı, nasıl empati kurduğumuza da açıklık getiriyor.
Radikal

Cinsel yaşamdaki tehlikeler


Kadınların cinsel hayatlarında partner sayısının artması, rahim ağzı kanserine yakalanma olasılığını yükseltiyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.Bülent Gülekli, cinsel yaşamda eş sayısının artmasının, sağlık açısından olumsuz etkileri bulunduğunu söyledi. Bu durumun rahim ağzı kanserine yakalanma riskini artırdığının bilinen bir gerçek olduğunu kaydeden Prof.Dr. Gülekli, AIDS, Hepatit B, Hepatit C ve benzeri cinsel temasla bulaşan hastalıkların da partner sayısındaki artışa paralel olarak risk oluşturduğunu anlattı.

Koruyucu önlem şart
Prof. Dr. Gülekli, bu hastalıkların bulaşma tehlikesini ortadan kaldırmak için çiftlerin mutlaka koruyucu önlemlere başvurmaları gerektiğini bildirdi.

Gençlerde daha fazla
Bu arada ABDde yapılan bir araştırma, 15 yaşındaki gençlerin yüzde 25 en fazlasının, cinsel ilişki deneyimine sahip olduğunu ortaya koydu. Birçok lise öğrencisinin, kürtajı yaptırdığı, cinsel temasla bulaşan tehlikeli hastalıkların erişkinlere göre bu kesimde daha fazla yayıldığı bildirildi.


Erkek cinselliği hakkında yanlış bilinenler


Cinsellik birçok yanlışın doğru sanıldığı bir konu. Biz de kadınların en sık bahsettiği konulardan derlenen mit leri 14 başlık altında topladık...Cinsellik dipsiz bir kuyu gibi. Tek bir kelime ya da belli kalıplarla anlatılmayacak kadar geniş bir alana yayılıyor.Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Psikolog Dr. Nur Velidedeoğlu, hala tabu olarak görülen cinsellikle, ilgili kulaktan kulağa yayılan sayısız boş inanç ve mitten bahsediyor bu inançların kadınların cinselliğe bakışını olumsuz etkilediğinin altını çiziyor.Cinsellik insana haz veren aktivitelerin başında gelmesine rağmen bazen görev ve hatta işkence olarak görülebiliyor bazı kadınlar tarafından Hatta işi daha da öteye götüren kadınlar sırf partnerini mutlu etmek için orgazm taklidi dahi yapıyorlar. Cinsel mitlerPsikolog Dr. Velidedeoğlu, Bu nedenle terapilerimizde cinsel sorunları için başvuranlara, inandığı cinsel mitleri mutlaka soruyoruz. Onların cinselliğe bakışlarını anlamaya, cinsel mitlere bağlı oluşan korkuların gün ışığına çıkarmalarına yardımcı oluyoruz diyor. Biz de kadınların en sık bahsettiği konulardan derlenen mit leri 14 başlık altında topladık...Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeye gider...Bu yanlış inanış, Erkekler her zaman seks ister kadına sadece ve sadece seks için yakınlaşır düşüncesinin devamıdır ve sağlıksız bir yaklaşımdır. Oysaki her yaklaşma cinsel birleşme ile sonuçlanmak zorunda değildir. Sevişmeyi sadece erkek başlatır ve erkek yönetirCinsellikle ilgilenen kadının kötü kadın olduğu düşünülür. Kadın bu damgayı yememek için partneriyle yatağa girdiğinde seksi başlatanın erkek olmasını bekler. Bu tamamen toplumda kadına ve erkeğe yüklenen rollerin devamı olan bir düşüncedir. Yani kadına annelik rolü benimsetilirken erkeğin seksle daha fazla ilgilenmesi beklenir. Ancak seks ne erkeğin ne de kadının tekelindedir. Seks eğer iki kişi arsında yapılan bir eylemse iki kişinin de aktif olması gerekir ve bu her iki tarafın cinsellikten daha da zevk almasını sağlar. Gerçek erkek,cinsel birleşme sırasında partneri tatmin oluncaya kadar boşalmadan durabilen erkektir!Bu mit, bir erkek partnerini seviyorsa onunla birlikte olduğunda sertliği kolaylıkla sağlayabilir ve istediği kadar uzun süre devam eder gibi yanlış bir inanıştan kaynaklanıyor. Aslında erkek eşittir penis diye düşünülüyor. Ancak erkeğin de etten kemikten bir insan olduğu unutuluyor. Her erkek sertleşme sorunu yaşayabilir.Ama bu eşini sevmediği anlamına gelmez. Bu sürekli devam eden bir durumsa arkasında farklı bir sağlık sorunun yatıp yatmadığı araştırılmalıdır. Seks sadece üreme amaçlı olmalıdırKadınlarda erkekler de böylesine bir yanlışın içine düşebiliyor. Sırf bu düşünce yüzünden anne olduktan sonra eşinden uzaklaşan erkekler de var. Kadınlarda bu düşünce çok daha fazla hakim.Kadınlar,anne olduktan ya da menopoza girdikten sonra seksten tamamen uzaklaşabiliyor. Menopoz doğurganlığı sonlanması olduğu için cinsellik de biter. diye düşünüyorlar.Bazı kadınlar ise 30 yaşın seks için sınır olduğu ve bu yaştan sonra seks yapmak isteyen kadının azgın damgası yiyeceğini düşünür. Tüm bu mitler kadının genellikle doğumundan sonra cinsellikten uzaklaşmasına yol açar. Erkek koşulsuz şartsız partnerini cinsel açıdan doyurmak zorundadır. Yoksa kadın ona karşı sevgisini yitirir. Erkek mekanik, robotvari bir yaratık olarak görülüyor. Erkeğin cinsellik açısından performansının çok yüksek olması gerektiği düşüncesinin uzantısıdır bu yargı Genelde seks esnasında erkeklerin mantık ve duygularının devre dışı kaldığı düşünülür. Ancak bu düşünce de en az diğerleri kadar yanlış. Sevişme doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Sevişme sırasında konuşmak bunu bozarKadın bu konuda hiç konuşmak istemez ve erkeğin de kendisinin ne istediğini hiç konuşmadan bilmesini ister. Hatta bazı eşler kaç yıllık eşim, tabii ki benim ne istediğimi bilmeli inancına sahiptir. Kadın, karşıdaki insanın falcı gibi davranmasını ister. Oysa kimse kimsenin aklından geçeni okuyamaz. Sevişme aynı zamanda tek kişinin sorumluluğunda olan bir şey değil, bir süreç, bir alışveriştir. Gerçek erkek, sertleşme sağlamak için uyarılmaya ihtiyaç duymazErkeğin her an sekse hazır olduğu inancı vardır. Erkekler mekanik bir yaratık olarak algılanır. Yalnızca kadınlar değil kendini böyle addeden erkekler de var. Bu çok yanlış bir inanış. Kadının cinsel doyuma ulaşması için sertleşmiş bir penis şarttır.Cinsel birleşme için penisin çok sert olması gerektiği zannedilir. Oysa penisin vajina içine girmesi için gerekli sertlikte olması yeterlidir. Ancak ereksiyon durumunun yaşandığı durumlarla bu olay karıştırılmamalıdır. Hakim olan sevişmek mutlaka birleşme ile sonuçlanmalıdır düşüncesinin aksine eşlerin birbirine dokunması okşaması hatta bu yolla tatmine kadar gitmesi sevişmenin bir parçasıdır. Cinsellikte yüzde yüz birleşme şart değildir. Bu iki tarafın oluruna kalır bir durum. Cinsel başarısızlığın sonu felakettir.Erkeğin cinsellik açısından çok iyi performansa sahip olması gerektiği düşünülür. Toplum erkeğe cinsellik açısından çok fazla yük veriyor, erkek de bunu kabulleniyor. Bu durumda eğer cinsellikte başarısız olursa bu felaket olarak değerlendiriliyor. Kadın seks esnasında pasif olmalıdır.Cinsellik erkek dünyasına ait bir eylem olarak algılanır. Bu düşünceye göre kadın cinsellikle ilgilenmemelidir. Bu yüzden cinselliği kadın değil erkek yönetmelidir. Bu düşünceye göre cinsellik, kadına uygulanan bir eylemdir ki tamamen yanlıştır. Seks esnasında penisin sertleşmemesi veya oluşan sertliğin kaybı erkeğin partnerini çekici bulmadığı anlamına gelir. Eğer erkekte cinsel bir bozukluk varsa penis sertleşmeyebilir. Mutlaka eş ile bağdaştırılmamalı. Hatta bazen sertleşme sorunu olan erkekler bunun altında fiziksel bir sorun yatabileceği gerçeğini kabul etmez ve bunu test etmek için başka kadınlarla birlikte olmayı denerler. Oysa erkeğin yaşadığı günlük sıkıntılar bile böyle bir soruna yol açabilir. Gerçek erkek cinsellikle ilgili her fırsatı değerlendirir.Bu yanlış inanışta erkek önüne gelen her kadınla her an birlikte olabilir düşüncesi hakim. Oysa cinsellikte doğru zaman, doğru kişi,doğru yer önemlidir. Bunlardan biri eksikse sorun yaşanır.!erkek eşittir seks düşüncesi tamamen silinmeli.Formsante

Sevişmek, evrenle bütünleşmektir


Seks sadece bedenleri değil, ruhları ve kalpleri de birleştirir. Kadının da erkeğin de birbirine karşı daha hoşgörülü olmasını sağlar. İnsanların başarısının sırrı, çok büyük nüfuslar oluşturacak şekilde bir arada yaşayabilmelerinde yatar.Çünkü insan, başka hiçbir canlının dayanamayacağı nüfus yoğunluğu, stres ve karmaşa içinde bile hâlâ ayaktadır.Bu uyum yeteneklerinin dışında insanlarda, yeni keşif ve maceralara açılma ve yeni şeyler öğrenmek için bitip tükenmeyen bir merak vardır.Evrim sürecinde insanın merak ettiklerinin başında cinsel doğası ve yaratım gücü gelir.Erkek ve kadının evrim süreci göz önüne alındığında erkeklerin daha çocukça davranış şekillerini benimsedikleri, daha az değişikliğe uğradıkları, kadınların ise daha çocuksu fiziksel özellikler kazanarak daha fazla zihinsel özellikler kazandığı görülmüştür.Sevişmek de, bilhassa kadın bedeninin muhteşemliklerini göstermesi açısından ilginçtir.Bir araştırmaya göre sevişmenin faydaları şöyle sırlanmış: Anılar tazelenir: Seks, çok geniş bir kavramdır. Sadece cinsel organların birbirlerine değmesi, uyarması ve orgazm yaşanması, tek başına seks değildir. Eşler birbirlerine daha çok bağlanır, birbirlerini daha çok düşünür ve uyum içinde olurlar. Daha önce yaşadıklarını konuşur, zihinlerindeki hoş, birleştirici anıları tazelerler.Kalpleri birleştirir: Seks sadece bedenleri değil, ruhları ve kalpleri de birleştirir. Özellikle kadında seks isteği bir fiziksel aktiviteden çok, ruhunu doyurmak amacı ile kendine gösterir.Toleransı artırır: Duygularını partnerine sevgi dolu sözlerle aktarmak, eşler arasında var olan toleransın da artmasına neden olacaktır. Seks, kadının da erkeğin de birbirine karşı daha hoşgörülü olmasını sağlayacaktır.İlişkiyi sıklaştırır: Cinsellikte, egoizmin ortadan kalkması, bütün ortak konularda daha açık ve paylaşımcı eşler yaratır. Eşlerin birbirlerine karşı olan bu yaklaşımları ve duydukları mutluluk cinsel uyarılma açısından da büyük önem taşır. Her iki eş de bu kadar mutlu oldukları bir ilişkiyi sık sık yaşamak isteyeceklerdir. Açık ve mutlu bir ilişki eşleri, Onu nasıl daha mutlu edebilirim? sorusunu sormaya ve yeni fanteziler üretmeye yönlendirecektir.Bilgi paylaşımı artar: Eşlerin cinsellik konusundaki bilgileri, eşler arasındaki ilişkilerin başarısı ve çeşitliliği açısından önemlidir. Burada vurgulamak istediğimiz, eşlerin ne kadar çok cinsel deneyimi varsa veya ne kadar çok cinsel yöntem biliyorsa, o kadar başarılı oldukları değildir. Her çift, yaşadıkları kültüre göre bilgi edinecekleridir. Önemli olan bilgilerini geliştirmek için kaynaklara başvurmaktan çekinmemeleridir. Eşinin karşısına, değişiklik olsun veya ilgi çeksin diye siyah deri seksi elbiselerle çıkarsa belki de eşinin içinde büyük bir soğumaya neden olabilir. Bu nedenle, eşler kendi kültürel yapılarının izin vereceği değişiklikleri kendileri bulmalıdır. Ancak bu konudaki kaynaklar, onlara fikir verebilir.Mutluluğu getirir: Cinsellikte atılacak bütün adımlar yakınlaştırıcı olmalıdır. Eşler, seks yaşamlarını ilgilendiren konularda çok dikkatli seçimler yapmalıdır ve eşlerinin düşüncesini mutlaka sormalıdır. Düzenli ve mutlu bir cinsel yaşam, sağlık, mutluk ve huzur getirecektir.Kısaca cinsellik bir tabu ya da sapkınlık değil, tam tersine en insani yanımızdır...İnsan sevdikçe büyür, sevdiğine dokundukça zenginleşir ve seviştikçe parlar.Kendiniz olarak sevmenizin ve sizi sırf siz olduğunuz sevenin muhteşem karmasıdır. Yapılan araştırmalar, düzenli bir cinsel hayatın çiftlerin sağlığına büyük katkı sağladığını ortaya koymuştur.Sevişmek, zinde kalmanın, form tutmanın ve kendini iyi hissetmenin en zevkli yöntemidir.Şehvetle sevişmek arasında çok ciddi farklar vardır. Şehvet bildiğiniz tüm duyguları ve sizi yok eder. Düşünceleriniz sislenir, arzunun sanrısına kapılırsınız...Şehvet, kusmaktır...Sevişmek ise, yeniden ve yeniden yaratmaktır.Sevişmek, yaratıma ve evrene gebe olmaktır. Kadınlara ikiyüzlüce davranıp, sevişme ile namus cenderesine sokup, en güzel duygunun payandalarını kıran bizler değil miyiz?Sevişirken insanın en masum, en doğal, en içten haline kavuştuğunu, dokunan ve savrulan bedenlerin, içindeki sonsuz yıldız tozunu evrene yaydığını biliyor muyuz?Bu tanrısal tohumun, bizi kutsadığını ve kötülükleri yok ettiğini görebiliyor muyuz?Ancak tabular ve kalabalıklar kirletiyor insanı. Sevişmeyin, savaşın! diyen korkunun generalleri de onlar...Oysa arınmak için yalnızlığa ve aşka ihtiyacımız var. Ve üç yıl önce, not defterime yazdığım gibi, Tüm gerçek aşklar ve sevişmeler, cennetin de cehennemin de ötesindedir!Ne ölmek korkunçtur ne de sevişmek... Orgazm anında kalbiniz durur. Ve Tanrı ın garip bir ironisi olarak, sevişirken ölür, ölürken sevişirsiniz...O an hem yaşamaktasınızdır, hem de ölmektesinizdir...Çünkü ölüm gibi sevişmek de, önce kendiniz ve sevdiğinizle, sonra da bütün evrenle birleşmek, bütünleşmektir...Ersan Erçelik, Milliyet Blog Yazarı

Cinsellik beyinde değil burunda


Kadın ve erkeğin cinsel davranışlarındaki farkın, beyinden değil burundan kaynaklandığı öne sürüldü. Nasıl mı? Farelerin burnunda bulunan küçük bir organın, dişi ve erkeği farklı cinsel davranışlara yönlendirdiği tespit edildi.İngiliz Nature dergisinde yayınlanan araştırmaya göre Amerikalı bilim adamları, genetik yöntemle burundaki organı devre dışı bırakan TRPC2 geninden yoksun fare ürettiler. Bu minik organda, sinirlerde cinsel tepki ve saldırganlığı tetikleyen temel bazı kokuları algılayan sayısız hücre bulunuyor.Deneyler şaşırtıcıBilim adamları, genleriyle oynadıkları farenin çok farklı davrandığını hayretle gördüler. Erkek fare, dişilerin havaya kaldırdığı kalçalarını koklayarak ve güçlü çığlıklar atarak arkalarından koşturuyordu. Araştırmacılar, genetik değişime uğramış farenin yaptıklarını kontrol etmek için normal bir farenin burnundaki organı ameliyatla aldılar ve onun da aynı şeyi yaptığını gördüler. Cinsel farklılıkların nedeni buymuşDeney, kadınlar ile erkeklerin neden farklı cinsel davranışlar gösterdiğini anlamak açısından yararlı oldu. Burundaki sözü edilen organ sayesinde kadınların cinsel dürtülerinin bastırıldığı anlaşıldı.

Düzensiz uyku cinselliğe zarar


Uykusuzluk, hem kadını hem de erkeği cinsel yönden etkiliyor.Anadolu Sağlık Merkezi nden Nörolog Dr. Vedat Sözmen, uykusuzluğun cinsel fonksiyonlara etkisini anlattı.Uykusuzluk cinsel işlev bozukluklarına neden olabilir mi?Uykusuzluk, sebebine bağlı olarak tabii ki cinsel sorunlara yol açabilir.Cinsel işlev bozukluklarına en çok uyku apne sendromunda rastlanır. Uyku apne sendromu olan kişilerde genellikle zaten bir cinsel isteksizlik ve cinsel fonksiyon bozukluğu görülür. Mesela birine uyku apne sendromu teşhisi konulurken Horlama var mı, uyku sırasında nefes durması var mı, gece terlemeleri oluyor mu? Gibi bazı klasik sorular sorarız.Bu soruların yanı sıra kişiye Cinsel fonksiyonlarda bir azalma var mı? sorusunu da yöneltiyoruz. Bunların hepsi tabii ki uyku apnesi sendromuna işaret etmez ama bunlarla beraber cinsel fonksiyonlarda da bir bozukluk olduğunu söylerse hastayı uyku apne sendromuna daha yakın düşünürüz. Neden uyku apnesi olanlarda cinsel işlev bozukluğu daha fazla görülüyor?Uyku apnesi olanlarda genel olarak kandaki oksijen seviyesi düşer ve bu durum kişilerde yağ oranının artmasına neden olur. Kandaki oksijen seviyesinin düşmesi cinsel fonksiyonun yeterince yerine getirilememesine neden olur. Bir de yine aynı şekilde uyku bozuklukları, gün içinde halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluk yaptığı için kişi akşam eve geldiğinde zaten halsiz ve uykulu oluyor. Onun için doğrudan uyumak istiyor, bu da cinsel isteksizliğe neden oluyor. Ayrıca o uykusu da sağlıklı olmadığı için bir işe yaramıyor bu uyku. Yapılan araştırmalar uyku apne sendromu olan bireylerdeki cinsel sorunların dolaşımdaki testosteron miktarının azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Uyku apne bozukluğuna bağlı sertleşme bozukluğu olan hastalarda apnenin cerrahi veya CPAP ile tedavisinden sonra büyük olasılıkla testesteron düzeylerinin de normale gelmesine bağlı olarak sertleşme bozukluğunda düzelme saptanmıştır. Bilindiği gibi testosteron erkek ve kadında cinsel dürtü ile ilişkili bir hormondur ve kandaki düzeyi stresten, uyku ve duygu durumdaki değişikliklerden etkilenir. Cinsel sorunlara neden olan tıbbi bir neden saptandığında, psikolojik nedenler var olan cinsel sorunu olumsuz etkileyeceği için bu hastaların psikiyatrik açıdan da desteklenmesi tedaviyi olumlu etkiler. Uyku sırasında vücudun salgıladığı hormonların uykusuzluk sırasında salgılanamamasının bir etkisi oluyor mu cinsel fonksiyonlarda?Aslında bu konuda net bir şey yok.Ancak uykusuzluk halinde stres hormonlarından kortizol salınımının arttığını ve testesteron salınımının azaldığı, bu hormonların düzeylerindeki değişikliklerin cinsel istekte azalmaya neden olduğunu gösteren araştırmalar var.Erkekler kadınlara göre daha mı fazla mı etkileniyorlar bu durumdan?Uykusuzluk, hem kadını hem de erkeği cinsel yönden etkiliyor. Ancak, erkekler muayene sırasında cinsel isteksizliklerini kadınlara göre daha çok dile getiriyorlar ve yardım arayışına giriyorlar. Cinsel isteksizlik ve uyarılma sorunları olan kadınlar cinsel ilişkiye aktif olarak katılabilir, ancak erkekte sertleşme problemi cinsel ilişkiyi imkansız ve doyumsuz kılar. Bu nedenle, kadınlar genellikle bunu bir sorun olarak dile getirmezler. Vardiya sistemiyle ya da gece çalışmak zorunda olanlar nasıl etkileniyor bu durumdan?Vardiyalı çalışanların, çalışma saatleri dolayısıyla uyku saatlerinin sürekli değişmesi nedeniyle uyku düzenlerinde sürekli kayma oluyor. Teorik olarak bir vardiya saatinin en geç bir hafta içinde değiştirilmesi gerekiyor. Eğer bir haftayı geçerse kişinin biyolojik ritmi etkileniyor. Yani aslında çalışanın o vardiya saatlerine uyum sağlamaması gerekiyor. Böyle çalışan insanlar, bazen gündüz uyudukları için cinsel fonksiyon bozuklukları da ortaya çıkabiliyor. Çünkü gündüz uykusunun kalitesi gece uykusuyla bir olmuyor. Ne kadar perdeler kapatılsa, güneş ışığı engellense de gece karanlığındaki ve sessizliğindeki gibi kaliteli bir uyku ortamı olmuyor. Vardiya sisteminde çalışanlarda genel olarak yaşam kalitesinde düşme olduğundan bu hem uykuyu hem de cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilir. Yaş ile uykusuzluk birleştiğinde cinsel fonksiyonlardaki etkisi artıyor mu? Yaş ilerledikçe zaten uyku bozuklukları, özellikle uyku-apne sendromu, daha fazla ortaya çıkıyor. Çünkü bu dönemde hayat biraz daha hareketsizleşiyor, insan daha az yoruluyor, buna paralel olarak da uyku saatleri kaymaya başlıyor.Yaşla birlikte, şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve kullanılan ilaçlar gibi diğer tıbbi nedenlerle cinsel fonksiyonlarda ister istemez azalma oluyor. Bu ikisi birleştiğinde cinsel performansı tabii ki olumsuz etkiliyor. Fazla uyumanın cinsel fonksiyonlara bir etkisi olabilir mi?Fazla uyumanın cinsel fonksiyona direkt bir etkisi olmaz. Ama fazla uyuma şöyle bir sorun yaratabilir. Fazla uyuyunca vücut kortizolu çok fazla salgılıyor, kortizol salgısı artınca da kilo artışı oluyor. Bu nedenle vücut hantallaşıyor ve hareketler zorlaşıyor. Bu da her türlü fiziksel ve zihinsel fonksiyon gibi cinsel fonksiyonları da olumsuz yönde etkiliyor. Uyku ve cinsellik arasında bir de şöyle bir ilişki var. Cinsel işlev bozukluklarını belirlemek için kişiye uyku testi yapılıyor. Uykunun nasıl bir belirleyiciliği var bu testte?Uyku testi sayesinde hastanın cinsel probleminin psikolojik mi yoksa organik mi olduğunu kesin olarak anlayabiliyoruz. Psikiyatrist ve ürologlar bazen bunu ayırt edemediklerinde nokturnal penil tümesans testi yapmamız için bizden yardım isterler. Nasıl gerçekleştiriliyor bu test?Bu testte, uyku testinde kullandığımız bütün EEG ve kalp elektrotlarının yanı sıra hastanın cinsel organının üstüne de halka şeklinde bir elektrot takarız. Cinsel fonksiyonu normal olan her erkek normalde, uykunun, REM dönemi dediğimiz, rüyaların ancak psikolojik nedenlerle iktidarsızlık yaşayan kişilerde genellikle sabaha karşı, uykunun REM dönemi dediğimiz rüyaların en çok görüldüğü periyodunda ereksiyon haline geçer. Bu testi uyguladığımızda, eğer uykuda ereksiyon oluyorsa kişide organik bir sorun olmadığını, sorunun psikolojik olduğunu anlıyoruz. Ancak erkek o sırada ereksiyon olamıyorsa sorunun organik olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Bu test yüzde 100 e yakın bir sonuç veriyor. Uygulaması kolay mı bu testi?Çok zor da bir test değil ama hastalara söylediğimizde bu pek hoşlarına gitmiyor genellikle. Çünkü erkekler cinsel organlarına bir elektrot takılmasından hoşlanmıyorlar. Ama aslında uyku testi cinsel işlev bozukluklarının tespit edilmesinde önemli bir rol oynuyor.Erkekler bu testi yaptırsa hayatında neler kolaylaşır?Öncelikle tanı konur. Sertleşme sorunun temelinde psikolojik nedenler yatıyorsa bu ortaya çıkar ve bu tanıya yönelik tedavi uygulanır. Eğer sorun psikolojikse mutluluk çubuğu, ilaç gibi tedavi yöntemleri yerine terapiye yönelinir. Ama tabii bu da tedavinin kolaylaşacağı anlamına gelmiyor.Son olarak bu konuda erkeklere ne önerirsiniz?Uykularını düzenli bir şekilde alsınlar. Ellerinden geldiğince aynı saatte uyuyup aynı saatte kalksınlar, uyku süresine olduğu kadar uyudukları saatlere de dikkat etsinler, yatak odasını kitap okumak, TV seyretmek, yemek yemek gibi başka amaçlar için kullanmasınlar. Kısacası uyku hijyenine dikkat etsinler. Çünkü uyku hijyeni ne kadar iyi olursa cinsel fonksiyonlar da o kadar iyi olur.
 

iyinet

bitti